Kentimizin kuzey semtlerinde yürütülen yoğun kentsel dönüşüm çalışmaları, hem fiziki altyapıyı yenileme hedefiyle ilerlese de bazı vatandaşların günlük yaşamını son derece zorlaştırmakta. Mahalle sakinlerinden bir grup, inşaata giren ağır makineler ve devasa koli sayısı nedeniyle evlerine bile kolaylıkla giriş çıkış yapamadıklarını dile getirdi. Özellikle tekerlekli sandalye kullanan bireylerin yaşadığı bölgelerde refakatçisiz otobüs binememesi gibi durumlar, şehrin hareketlenmesinde insanı ikinci plana iten ciddi engeller olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür sorunların kökenini anlamak için mevcut kentsel dönüşüm sürecine bakmak gerekir. Son yıllarda yapılan deprem risk analizleri ve yangın güvenliği önlemleri çerçevesinde milyonlarca ev yıkılmakta ve yenilenmektedir. Ancak bu süreç, sadece betonarme blokların yerinin değişmesi değil aynı zamanda mahalle kültürünün ve sosyal dokunun da sarsılması anlamına gelmektedir. İnsan taşıyamadığımız bir dönemde, kentsel dönüşümün getirdiği gürültü ve toz baskınıyla birlikte günlük rutinlerimiz altüst edilmektedir. Tekerlekli sandalye kullanımı gibi engelli bireylerin sorunları yalnızca ulaşım araçlarında değil, kaldırım taşlarının kaldırılması veya inşaat malzemelerinin yığılması nedeniyle de yaşanmaktadır. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kentsel dönüşümün planlamasında insan odaklı bir yaklaşımın eksik olduğunu belirtmektedirler. İnşaata giren araçların geçiş güzergahlarının engelli erişimine uygun olması veya işçilerin çalışma saatlerinin belirlenmesi gibi önlemlerin alınması gerektiği vurgulanmaktadır. İlgili belediye yetkilileri ve mimarlar ise sürecin hızlandırılması adına bazı zorunlulukları kabul etse de, vatandaşların haklarının ihlal edildiğini iddia eden seslere kulağını tıkamakta. Uzman görüşlerine göre, sürdürülebilir bir şehir modeli oluşturulurken engelli bireylerin ve yaşlı nüfusun yaşam kalitesinin göz ardı edilmemesi hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde bu dönüşümlerin yaratacağı sosyal adaletsizlik büyük ölçekte bir halkın karşı çıkışına yol açabilir. Şehirlerimiz sadece beton ve camdan oluşmamalı, içinde yaşayan insanların ihtiyaçlarına da duyarlı olmalıdır. Kentsel dönüşümün amacı güvenli yaşam alanları yaratmak iken, bu süreçte ortaya çıkan insan hakları ihlalleri dikkatle izlenmelidir. Mahalle sakinlerinin ‘her gün yanımızda insan taşıyamayız’ diyerek duyurduğu sıkıntıların önüne geçmek için daha insani ve katılımcı planlamalar yapılmalıdır. Aksi takdirde, yenilenen şehirler boş kalmak veya sosyal kopukluk nedeniyle yaşanabilirlik dışına itilebilir. Kaynak: Hürriyet – Anasayfa | Orijinal haber Yazı gezinmesi Besti Solo Yola Çıkıyor: Popu Mükemmelliğe Taşıyan Yeni Şarkısıyla Dinleyicileri Karşılıyor Yaz Meyveleri Tüketimi ve Sağlık Faydaları: Doğru Miktar Ne Kadar?