ABD Başkanı Donald Trump,Latin Amerika kıtasında askeri müdahale seçeneğini değerlendirerek bölgedeki nüfuzunu genişletmek için yeni bir strateji izliyor. Bu gelişmelerden en belirgin örneğin Kolombiya’da seçim zaferi kazanan aşırı sağcı aday Abelardo de la Espriella ile görülmektedir. Trump yönetimi, kıtada serbest piyasa politikalarını ve sert güvenlik önlemlerini benimseyen liderleri destekleyerek solcu iktidarların sonunu getirmeyi hedefliyor. Eski Panama Büyükelçisi John Feeley’in ifadesine göre ABD Başkanı’nın bölgeye asker göndermeyi dahi değerlendirdiği öne sürülüyor.Latin Amerika ülkeleri uzun yıllardır iç savaşlar, uyuşturucu trafiği ve yolsuzlukla mücadele ederken Batı dünyasının desteğini aramıştır. Ancak son dönemde özellikle Venezuela’daki Hugo Chavez sonrası süreçte bölgedeki solcu rejimler ABD’nin baskısını artırmıştı. Trump’ın bu politikası ile birlikte kıtadaki siyasi iklimde köklü değişiklikler yaşanmaya başlandı. Kolombiya gibi ülkelerde aşırı sağcı partilerin yükselişi, Washington’un bölgesel istikrar ve güvenlik konusundaki endişelerini doğruluyor.Uzmanlar Trump’ın gözünün sadece politik alandan ziyade bölgedeki petrol ve maden kaynaklarında olduğunu belirtiyor. John Feeley’e göre ABD Başkanı’nın bölgeye asker göndermeyi değerlendirmesi, hem ekonomik çıkarları korumak hem de terör örgütleriyle mücadele etmek için gerekli önlemleri almakla ilgili olabilir. Ancak bu tür hamleler bölgedeki ülkelerin bağımsızlık haklarına ve iç işlerine karışmak anlamına gelebilir.ABD’nin Latin Amerika’daki politikası tarihsel olarak karmaşık bir yapıya sahiptir. 19. yüzyıldan beri ‘Yumuşak Güç’ stratejisiyle bölgeye müdahale eden ABD, Trump döneminde bu yaklaşımı daha sert ve doğrudan hale getirmektedir. Kolombiya örneği gibi ülkelerde sağcı iktidarların güçlenmesi Washington’un güvenlik endişelerinin azaldığına işaret ederken aynı zamanda bölgesel dengenin yeniden şekillendiğini göstermektedir.Bu gelişmeler Latin Amerika’daki halklar için hem ekonomik fırsatlar sunabilir hem de siyasi özgürlükleri kısıtlayıcı olabilir. ABD’nin askeri müdahale seçeneği değerlendirildiğinde bölgedeki istikrarın uzun vadede nasıl etkileneceği büyük önem arz ediyor. Dünya genelinde bu tür değişikliklerin jeopolitik dengeleri yeniden düzenleyebileceğini unutmamak gerekir.Kaynak: Hürriyet – Anasayfa | Orijinal haber Yazı gezinmesiTrump, İran’a Dönen Suikast Tehdidinde Net İhtar: ‘Ordunuz Size Karşı Devriye Çıkacak’ Yunanistan’da Türkiye Tartışması Patlak Noktuna Geldi: Dışişleri Bakanı Gerapetritis’ten ‘Felaket Politikası’ Uyarısı