6a61f2bdfb32054b4956f8a8

ABD ve İran arasındaki gerilimin şimdilik soğumasına rağmen Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik karmaşa, küresel enerji piyasalarını sarsarak ciddi bir petrol kıtlığına yol açtı. Mart ayından bu yana süren aksaklıklar nedeniyle gemi trafiğinde yaşanan yoğunluk ve güvenlik endişeleri sonucunda binlerce ton motorin sevkiyatı gecikti veya iptal edildi. Bu durum doğrudan enerji maliyetlerini artırırken, en ağır darbeyi kıtaların diğer ucundaki Asyalı çiftçiler çekti. Tarlaları sulamak için acilen gereken yakıtın temini güçleşirken pompa sistemleri susmaya başladı ve milyonlarca üretici kuraklık tehdidiyle karşı karşıya kaldı.

Hürmüz Boğazı, dünyada üretilen petrolün büyük bir kısmının dünya pazarına ulaşmasını sağlayan en kritik kanallardan biri olarak kabul edilir. Ancak son dönemde bölgede yaşanan jeopolitik gerilim ve buna bağlı güvenlik tedbirleri ticaret hatlarında beklenmedik yavaşlamalara neden oldu. Gemi kaptanları, güvenli liman aramak zorunda kalırken bazı taşımacılık firmaları rota değiştirmek veya yükü başka bir zamanla ertelemek durumunda kaldı. Bu tür aksaklıkların kısa süreli görünse de aslında küresel tedarik zincirinde yarattığı etkiler uzun vadeli sorunlara dönüşme riskini barındırıyor.

Uzmanlar, bu durumun sadece yakıt fiyatlarını değil aynı zamanda gıda güvenliği açısından da ciddi tehditler oluşturduğunu uyarıyor. Enerji sektöründen gelen raporlarda motorin stoklarının azaldığı ve alternatif taşımacılık yöntemlerinin maliyetlerin katlanarak artmasına yol açtığı belirtildi. Uzmanların tespitine göre, bir ton yakıtın pahalıya mal olması nedeniyle çiftçiler sulama sistemlerini kısmen kapatmak veya daha verimsiz tarım tekniklerine yönelmek zorunda kalıyor. Bu durum da doğrudan buğday ve pirinç gibi temel gıda ürünlerinin hasadında düşüşlere yol açarak küresel pazarda fiyat artışları bekleniyor.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) verilerine göre son 10 yılda global petrol tüketimi %34 arttı ve bu dönemde de Hürmüz Boğazı üzerinden geçen nakliye hacmi rekor seviyede gerçekleşti. Ancak bugünün koşullarında küçük bir aksaklık bile küresel pazarda büyük dalgalar yaratabiliyor. Ekonomistlerin vurguladığı üzere, yakıt maliyetlerindeki artış doğrudan tarım ürünlerinin üretim maliyetini artırarak nihai tüketiciye yansıyor. Özellikle Asya’daki gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatlarındaki yükseliş sosyal istikrarsızlık risklerini de beraberinde getirebiliyor.

Bu krizin önüne geçmek için uluslararası ticaret hatlarında daha esnek lojistik planlamalar yapma ve stratejik rezerv stoklarını artırma ihtiyacı doğdu. Üreticilerin enerji tasarrufu sağlayacak teknolojilere yatırım yapması da acil önem arz ediyor. Aksi takdirde küresel gıda güvenliği açısından büyük riskler altında kalınabilir durumdayız. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için yakıt erişiminin garantisi en temel şartlardan biri olmaya devam edecek ve bu konuda dünya liderleri ortak hareket etmelidir.

Kaynak: Hürriyet – Anasayfa | Orijinal haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir