6a7e85b7934c57fdbe71d65b

Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen ve Türkiye’deki FETÖ yapılanmalarının en kritik aşamalarından biri olan operasyonda, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde rol alan ‘Süleymancılar’ cemaatiyle bağlantılı suç örgütünün yeni lideri Alihan Kuriş’in de bulunduğu şüpheliler gözaltına alındı. Bu harekât kapsamında; holdingler, ticari şirketler ve eğitim kurumları üzerinden yürütülen yasa dışı faaliyetlerin arkasındaki ağın derinlikleri ortaya çıkarılırken, medya organlarının bu yapı tarafından kontrol edildiği netleşti. Operasyonun hedef aldığı örgütün yabancı istihbarat teşkilatlarıyla kurduğu iddia edilen ilişki ağı da soruşturma dosyasının içine dahil edildiyse de, tüm bunlar hukuk çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle ilerletiliyor.

15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminin hemen ardından ortaya çıkan bu yapıda, ‘Süleymancılar’ olarak anılan cemaatin eski başı Ahmet Arif Denizolgun’un şüpheli ölümünün üzerinden geçen süre zarfında örgütün komutasını devralan Alihan Kuriş’in adı sıkça dile getirildi. Organize suçun tüm boyutlarıyla, siyasi partiler ve çevreleriyle kurduğu iltisaklar da operasyonla birlikte gündeme geldi. Cemaatin bu süreçte toplumsal hayata yön verme çabaları üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında; eğitim kursları ile medya yuvalarının nasıl bir kurgunun parçası haline getirildiği detaylarıyla masaya yatırılıyor.

Uzmanların ve savcıların değerlendirmelerine göre, bu tür operasyonlar sadece şüphelilerin yakalanmasıyla değil, aynı zamanda suç ağına bağlanmış tüm kurumların devre dışı bırakılmasıyla tamamlanır. İlgili yetkililerden yapılan açıklamalarda; suç örgütünün yurtiçinde ve yurtdışında kurduğu bağlantılar ile bu ağın Türkiye’nin demokratik işleyişine zarar verme potansiyeli vurgulandı. Özellikle yabancı istihbaratla ilişkisi iddiası, soruşturmanın uluslararası boyutlu bir nitelik taşıdığını düşündürse de, tüm ifadeler ve belgeler mahkeme tarafından incelenerek hukuki sonuçlara bağlanacak.

Bu operasyonun önemine bakıldığında; Türkiye’nin demokrasiye dönüşüm sürecinde terörle mücadelede gösterdiği kararlılığın somut bir yansıması olduğu söylenebilir. Suç örgütü aracılığıyla yürütülen siyasi baskı, medya manipülasyonu ve ekonomik sabotaj girişimlerinin önüne geçmek, devletin hukuk üstünluğu ilkesine bağlı kalmasının gereğidir. Vatandaşların özgürce düşünme ve ifade etme haklarının korunması açısından bu tür çalışmaların sonuna kadar sürmesi gerektiği, uzmanlar tarafından sıkça altı çiziliyor.

Operasyonun ardından yapılan açıklamalar; şüphelilerin sorgusunun tamamlandığı ve dosyanın adliye ile ilgili birimlere gönderildiğini gösteriyor. Toplumda yarattığı endişeleri gidermek adına yürütülen bu çalışmalar, terörle mücadelede devletin tüm gücüyle hareket ettiğinin kanıtı niteliğinde bulunuyor. Gelecek süreçte ortaya çıkacak yeni delillerin de bu operasyonun kapsamını genişletebileceği göz önünde bulundurularak; hukuk sisteminin adil ve şeffaf bir şekilde işleyeceği inancıyla ilgili çalışmalar devam ediyor.

Kaynak: Hürriyet – Anasayfa | Orijinal haber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir